| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )


BUGÜN PERŞEMBE

 

BUGÜN PERŞEMBE

Bugün Perşembe...

  Allahsızlığın ,kitapsızlığın

     kara gömleklilerin

       akreplerin cirit attığı

         dinsiz imansız bir gün.

Bugün Perşembe...

  Yaşarken sarı saçlı ela gözlümle

    yanarken çıplak etim kor alevde

      uçurtma uçurma isterken gökyüzünde

         bir tek sen ile

           kaybolmak isterken nilin içinde

             boğuldum kırkıncı gününde

               boğuldum sözde özgürlüğün

                                     iç denizinde...

Bugün Perşembe...

  Yaşamak direnmektir derken inatla

    ölüm geldi gözlerimin içine

      onunla baktım

        onunla soludum sevgilim.

Ehh ,neylersin ki zamanı geldi mi

 bilirsin herkes çekip gider buralardan

   mühim olan yaşamaktır yavrum

      yaşadım diyebilmek...

Diyorum işte: " Ben sen de yaşadım."

 Sen de yaşadım aşkı,sevgiyi,

   sen de anladım dostluğu,arkadaşlığı,

    sen de tanıdım vefayı,saygıyı,

     velhasıl insanlığı iki gözlüm,

                                insanlığı.

Bugün Perşembe...

  Gitmek de var ser de kalmakta

     oysa dosta düşmana inat yaşamak var ya...

Ancak,dün şöyle bir tepeden baktım şehre

   değişen bir şey yoktu evrim adına

     aksine insanlardı iyice küçülen

       hamam böceği,kene misali gezinen !

Sonra sevgilim,tepede kovuşlanan beyaz taşlar

  ne de mağrurdular çürümüşlükleriyle

     hee bir de sayıları artmış kefenlilerin...

Bugün Perşembe...

  yüreğime vurduğun damganla

    ağzımdaki elma tadınla

      beynimdeki hatıralarımızla

        gideceğim pek yakında buralardan

          ama sen gitme sevgilim

            gitme ne olur

             gitme buralarda kal...

Bugün Perşembe...

AyHan ALEMDAR

Eylül 1996

CENNET

 

CENNET

Kırkıncı gününde sözde özgürlüğün

Kalemsiz,kağıtsız,kitapsız derin bir uykuda

Kaç taş atıldı kuyuya

Kaç ilmik narin boynuma ?

Zavallı ilham perim bilseydi,

Ahh bilseydi hiç girmez miydi mahpushaneye

Bilseydi kalabalıklar içindeki esareti

Özgür ama içimdeki cehennemi...

İstemem bundan sonra özgürlük

İsterim yeryüzündeki bütün özgürlükleri

Acı çeken,bekleyen,özleyen sevgilimi

Kimsesiz ama içimdeki gökyüzünü,cennetimi.

AyHan ALEMDAR

Eylül 1996

AY IŞIĞI'NA (*)

 

AY IŞIĞI'NA (*)

Küçük bir kuştu yürek pır pır eden

   küçük bir bülbül gibi güle hasret çeken

     tüm kapılar kapalıydı yürek kilitli

      mutluluğun anahtarını bulup

         aralamak aşkın sınırsız kapısını

           terk etmek köhne viraneyi

            yaşamak

             doyasıya yaşamak ne mümkündü

Oysa çalmak isterdim senin kapını

  Sen çıkıp her defasında karşıma

    "Hoş geldin Sevgilim !"deyip

                    sarılmalısın boynuma

        öpüşmeliyiz kapı aralığında

          ellerimiz tutuşmalı oracıkta

            ve yürek atışlarımız duyulmalı

             kör bir kuyunun dibinden

               ritm saz gibi

Ya da tam tersi sen gelmelisin bana

  ben çıkıp karşına

    "Hoş geldin Sevgilim !"deyip

                      sarılmalıyım boynuna

        uzun uzun öpüşmeliyiz oracıkta

Sen uykuda geçen gününü anlatmalısın bana

                      rüyalarını

                       dün geceki yorgunluğunu

                         üzerinden atamadığın

  titremeli bir ses ile karabasanlarını

   sonra bir şeyler yapmalısın beni kızdıracak

-mesela son yazdığım şiirin üstüne su dökmelisin-

Gözüme bakınca anlamalısın kimlere baktığımı

-merak etme kördür gözlerim çoğu zaman-

   Anlamalısın anlamamalısın

     anlamazdan gelmelisin yine de

Sonra sofraya oturmalıyız

  -acıyı severim ona göre-

    üff demeliyim amma acı olmuş

      ellerine sağlık demeliyim

Gözlerin o yorgun o acılı gözler olmasın

Sevginin büyüklüğü yenmeli bütün bunları

  içmeliyiz sabahlara kadar

   sızıncaya kadar oracıkta

    köpeğin bile havlamamalı bana

-kucağıma gelmeli ayağımda siyah pantolon

                                          olmadığında-

Yemeklerin acısı

  çay ile sigaranın katran karası

   bırakmalı yerini

     karanlık olmayan bir köşede

       -tüm gözler önünde

          tüm beyinlere inat-

                      sevişmeye

              sevişmeye Birtanem sevişmeye

Yemeklerin acısı

  çay ile sigaranın katran karası

     emeklerinin karşılığı

       ballanmalı dudaklarında

         çırılçıplak kalmalıyız odanın ortasında

          -örtünen insanlığa inatla-

Ballanmalı dudakların

  yanmalı etin gecenin bir yerinde

    ısırmalıyız yasak meyveyi

      tanrıya inatla

       aşkı canım aşkı Birtanem

         aşkı tatmalıyız

Kapının zilini çalmalıyım

  kapıyı çalınca hazla

    sen çıkmalısın karşıma

     "Hoş geldin Sevgilim ! " deyip

         öpüşmeliyiz oracıkta

AyHan ALEMDAR

9 Temmuz 1995

(*)Bu şiir Nilgün ALEMDAR'a ithaf edilmiştir.

O BENDİ ASLINDA (*)

 

O BENDİ ASLINDA (*)

Yaşamak mı zor yoksa şiir yazmak mı

  Görmek mi gerek dünyayı yoksa bakmak mı

    Gitmek mi zor kalmak mı

       Yoksa

         Yoksa

           O yoksa yaşamak mı ?

İnsandı O;her şeysiz,çırılçıplak yalnızlığında

                           Tek başına

Elleri küçücüktü O'nun

Gözleri büyüktü,o her şeyi gören rengarenk

Bazen kara çiçeğim olurdu

Bazen de sarı bir çiçek gönül bahçemde.

Kadındı O;gerdansız,kalçasız bir kadın !

Kadındı O;tapıncım,idolüm,Afrodit'im.

Kadındı O;yalnız benim Aspasia'm.

O bir katarın yük vagonu gibi dolu,

O bir okyanus gibi derin ve duru,

Akvaryumdaki balık gibi sessiz ve ürkek,

Kaktüs gibi dikenliydi bazen.

Piton kadar güçlü,katır kadar inatçı,

Akrep kadar tehlikeliydi aynı zamanda.

O bir taş kadar sert

    Bir gonca kadar da yumuşacıktı .

Pamuk gibi,kadife gibi yumuşacıktı O.

O tehlikedeydi.

Tehlikedeki kadındı O.

Tehlikedeki kadın tehlikelidir aynı zamanda.

Olsun,

O benim canımdı.

O kadın benimdi velhasıl...

Dar gelen şehrin keşmekeşliğinde bunalmadan

Caddeler Boyu yol aldık önce kolkola aldırmadan

Bir poliüretan gönderdik en markalısından

                                       En cafcaflısından

                                       Mutfağa

Ardından oturma gruplarını seyreyledik

Özgün bir desen bulup onları da gönderdik

                                        Oturmaya

Sonra Pierre Cardin'e girip soyunduk

                                         Baştan ayağa

Cicilerimizi kuşanırken boy aynasında.

Paşabahçe'nin kristalleri,kadehleri derken

  Daldık kasaba,manava gün bitmeden

     Zavallı taksici amadeydi emrimize...

Akşam oldu çağırdık misafirlerimizi

                    Koyulduk muhabbetimize

                    Fasıl şahane

                    Yıldızlandı gece

                     Ve içtik elinden kahve

                     Bilirsin kahve bahane

İpini toplarken gecenin o giz uçurtmasının

  Uzaklardan sesi duyulurken hocanın

     Kollarımda uyuyordu başın

        Büyüktü aşkım ve aşkın...

Ya gözyaşlarım ?

İçime sinmiş bir küf ve rutubet kokusu

  Yarısı karanlık

     Yarısı aydınlık

        Her şey karmakarışık

           Dudaklarındaki kızılcık

             Ve buğday ambarındaki dun yaratık...

Düşünüyorum

  Düşünüyorum da

     Gitmek mi zor kalmak mı

        Yoksa

          Yoksa

            O yoksa yaşamak mı ?

AyHan ALEMDAR

Eylül 1996

 

 

(*)Bu şiir Nilgün ALEMDAR'a ithaf edilmiştir.

ÖLÜME ÇAĞRI

 

ÖLÜME ÇAĞRI

Dün gece seni çağırdım.Gelmedin.

Dün gece seni bekledim.Gelmedin.

Oysa seni ne çok sevmiştim

                 ve ne çok özlemiştim.Gelmedin.

Ey Tanrı'nın güzel meleği !

Sevmese de,istemese de seni hiç kimse ;

Sen gel bana ,yalnızca bana gel.

Tek kişilik yatağımda,gözlerim tavanda,

Hadi gel,hazırım bak sana tüm çıplaklığımla !

Hadi gel Tanrı'nın güzel meleği,

Açtım sana kollarımı,

Seni bekliyorum tüm arzularımla...

Gel,al sana ait olan erkek bedenimi.

AyHan ALEMDAR

6 Temmuz 1995

BENDE SEVMİŞTİM

 

BENDE SEVMİŞTİM

 

Bende sevmiştim bir zamanlar delicesine

                            tüm insanlar gibi

Bende sevmiştim bir zamanlar

Yağmur altında ıslanmış çiçek tomurcuğunu

             ve fırtınalardan arta kalan buketleri

Bende sevmiştim bir zamanlar

Gözlerinin dehlizlerinde hapsolduğum sevgilimi

Bende sevmiştim bir zamanlar

Her tadımında sarhoş olduğum lal dudaklımı

Bende sevmiştim evet bende

Hayatımı kabusa çeviren hülyalarımı

Bende sevmiştim bir zamanlar

Bir vapur çarkının beyaz köpükleri

               ve yüzüme sıçrayan sular arasında

               arkasından el salladığımı

Bende sevmiştim tıpkı sizin gibi

Dedim ya bende sevmiştim bir zamanlar

İste o yüzden kalmadır bu şiir merakım

Tek sermayem kağıt ile kalem bir de aklım

                        elimde sigaram

                        volta atar karalarım

Sevdalı tüm kahpeleri yakından tanırım

Olmasaydı acı tanıyamazdım mutluluğu

Tanıyamazdım ipek böceğinin inceliğini

Çalışkan karıncayı kovanda arıyı

Tanıyamazdım soğuktan titreyen aç çocuğu

Düşkünler yurdundaki koca karıyı

Acılarla geldi bahar mutluluğu

Don yedi her bir dalım

Ekmek oldu aş oldu

Soframdaki acı biber

Gönlüme ilaç oldu çoğu zaman

Dedim ya bende sevmiştim bir zamanlar

Varıncaya kadar bir Erzurumlu'ya

Bende sevmiştim bir zamanlar

Lal dudaklımdan sarhoş oluncaya

Sızınca boynuzlanıncaya

Bende sevmiştim bir zamanlar

Göğüslerinden çok saçlarını sevip de

Kutsal bahçede tıka basa zıkkımlanıncaya

AyHan ALEMDAR

10 Haziran 1995

SOYUNUŞ

 

SOYUNUŞ

Neye yaradı çeyrek asrın kuvveti

Olsa bile şimdik dimdik

Neye yaradı çeyrek asırda

Bilmem kaç çeyreklik

Bilmem kaç delik

Oysa tamamlardı birbirini

Tıkaç ve delik

Kesilirdi yürekten kalkan dehşetli gürültü

Kaç kere ve kaç bedenlenmiş diklik

Bir avuç içinde eriyip gitti

Ya kaç titremeli esrarengiz delik

Kaynağından akıp gelen pınarları

Bir parmakla nasıl susturdu

Elmanın yarısı bu

Öbür yarısını putlar yemiş

Putlar elmayı yemiş

İki parça elma hasretlik türküsü söylemiş

AyHan ALEMDAR

10 Mayıs 1995

Doğum Günü'n Kutlu Olsun Nilgün'cüğüm...

Picture     

Can Yoldaşım, 

 Değerli Dostum,

 Biricik Arkadaşım,

 Sevgili Eşim Nilgün ALEMDAR ;

Bugün senin doğum günün...Yeni yaşın kutlu olsun...Mutlu ol,sağlıklı ol,umutlu ol,başarılı ol daha nice yıllarca...Sen hep var ol ki başımızda,biz var olabilelim bu Dünya'da...

Ama gel gör ki,yeni yaşına hasta hem de çok hasta girmektesin...Kanser illetinin acısını çekmektesin...

Ben AyHan ALEMDAR...Güzel Eşim,Bedirhan'ım ve hayatım adına eğer Tanrı varsa,eğer Allah varsa ve O ,şimdi duyuyorsa,görüyorsa -ki öyle dir-benim de duysun sesimi Deli Dumrul'un anası ile babasına inat varsın çöksün göğsüme Azrail denen melek ..! Alsın canımı,varsın bütün ömrüm senin olsun...Senin olsun ki senin gibi güzel insanlar zor gelir bir daha Dünya'ya...İşte bu yüzden yaşaman adına canımı vermeye hazırım sana şu an doğum günü hediyem olarak...

Tüm Sevgilerimle seni bir kez daha yeni yaşından dolayı kutlarken,önce bir Deli Dumrul Hikayesi aktardıktan sonra yıllar önce sana yazmış olduğum şiirimi de hediye etmek istiyorum ,lütfen kabul buyur Nilgün'cüğüm...

Sevgi ve Saygılarımla,

AyHan ALEMDAR

******************************************************************

Meğer hanım, Oğuz'da Duha Koca oğlu Deli Dumrul derlerdi bir er var idi. Bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmıştı. Geçeninden otuz üç akçe alırdı, geçmeyeninden döve döve kırk akçe alırdı. Bunu niçin böyle ederdi? Onun için ki benden deli, benden güçlü er var mıdır ki çıksın benimle savaşsın der iki, benim erliğim, bahadırlığım, kahramanlığım, yiğitliğim Ruma, Şama gitsin, ün salsın der idi.

Meğer bir gün köprüsünün yanında bir bölük oba konmuştu. O obada bir iyi güzel yiğit hasta düşmüştü. Allah'ın emriyle o yiğit öldü. Kimi oğul diye, kimi kardeş diye ağladı. O yiğit üzerine dehşetli kara feryat koptu.

Ansızın Deli Dumrul dört nala yetişti. Der: Bre kavatlar, ne ağlıyorsunuz, benim köprümün yanında bu gürültü nedir, niye feryat ediyorsunuz dedi. Dediler: Hanım, bir güzel yiğidimiz öldü, ona ağlıyoruz dediler.

Deli Dumrul der: Bre yiğidinizi kim öldürdü? Dediler: Vallah bey yiğit, Allah Taala'dan buyruk oldu, al kanatlı Azrail o yiğidin canını aldı. Deli Dumrul der: Bre, Azrail dediğiniz ne kişidir ki adamın canını alıyor, ya kadir Allah, birliğin varlığın hakkı için Azrail'i benim gözüme göster, savaşayım, çekişeyim, mücadele edeyim, güzel yiğidin canını kurtarayım, bir daha güzel yiğidin canını almasın dedi. Çekildi döndü Deli Dumrul evine geldi.

Hak Taslo'ya Dumrul'un sözü hoş gelmedi. Bak bak, bre deli kavat benim birliğimi tanımıyor, birliğime şükür kılmıyor, benim ulu dergahımda38 gezsin benlik eylesin dedi. Azrail'e buyruk eyledi kim ya Azrail, var ve o deli kavatın gözüne görün, benzini sarart, dedi, canını hırıldat al dedi.


Deli Dumrul kırk yiğit ile yiyip içip otururken ansızın Azrail çıka geldi. Azrail'i ne çavuş gördü ne kapıcı. Deli Dumrul'un görür gözü görmez oldu, tutar elleri tutmaz oldu. Dünya alem Deli Dumrul'un gözüne karanlık oldu. Çağırıp Deli DumruJ söyler, görelim hanım ne söyler:

Der:

Bre ne heybetli ihtiyarım
Kapıcılar seni görmedi
Çavuşlar seni duymadı
Benim görür gözlerim görmez oldu
Tutar benim ellerim tutmaz oldu
Titredi benim canım cuşa geldi
Altın kadehim elimden vere düştü
Ağzımın içi buz gibi
Kemiklerim tuz gibi oldu
Bre sakalcığı akça ihtiyar
Gözceğizi fersiz ihtiyar
Bre ne heybetli ihtiyarsın söyle bana
Kazam belam dokunur bugün sana

dedi. Böyle diyince Azrail'in hiddeti tuttu, der:

Bre deli kavat
Gözümün fersiz olduğunu ne beğenmiyorsun
Gözü güzel kızların gelinlerin canım çok almışım
Sakalımın ağardığını ne beğenmiyorsun
Ak sakallı kara sakallı yiğitlerin canım çok almışım
Sakalımın ağarmasının manası budur

dedi. Bre deli kavaf övünüyordun: Al kanatlı Azrail benim elime geçse, öldüreydim, güzel yiğidin canını onun elinden kurtaraydım diyordun, şimdi bre deli geldim ki senin canını alayım, verir misin yoksa benimle cenk eder misin dedi.

Deli Dumrul der: Bre, al kanatlı Azrail sen misin dedi. Evet benim dedi. Bu güzel yiğitlerin canını sen mi alıyorsun dedi. Evet, ben alıyorum dedi. Bre Azrail, ben seni geniş yerde istiyordum, dar yerde iyi elime girdin değil mi dedi. Ben seni öldüreyim, güzel yiğidin canını kurtarayım dedi.



Kara kılıcını sıyırdı eline aldı. Azrail'e çalmağa hamle kıldı. Azrail bir güvercin oldu. pencereden uçtu gitti. İnsan oğlunun ejderhası Deli Dumrul elini eline çaldı, kah kah güldü. Der: Yiğitlerim Azrail'in gözünü öyle korkuttum ki geniş kapıyı bıraktı dar bacadan kaçtı, mademki benim elimden güvercin gibi kuş oldu uçtu, bre ben onu bırakır mıyım doğana aldırmayınca dedi.


Kalktı atma bindi, doğanını eline aldı, ardına düştü. Bir iki güvercin öldürdü. Döndü, evine gelirken Azrail atının gözüne göründü. At ürktü. Deli Dumrul'u kaldırdı yere vurdu. Kara başı bunaldı, darda kaldı. Ak göğsünün üzerine Azrail basıp kondu. Demin mırıldanıyordu, şimdi hırıldanmağa başladı.

Der:

Bre Azrail aman
Tanrının birliğine yoktur güman
Ben seni böyle bilmezdim
Hırsız gibi can aldığını duymazdım
Tepesi büyük büyük bizim dağlarımız olur
O dağlarımızda bağlarımız olur
O bağların kara salkımlı üzümü olur
O üzümü sıkarlar al şarabı olur
O şaraptan içen sarhoş olur
Şaraplıydım duymadım
Ne söyledim bilmedim
Beylikten usanmadım yiğitliğe doymadım
Canımı alma Azrail medet

dedi. Azrail der: Bre deli kavat bana ne yalvarıyorsun. Allah Taala'ya yalvar, benim de elimde ne var, ben de bir emir kuluyum dedi. Deli Dumrul der: Peki ya can veren can alan Allah Taala mıdır? Evet odur dedi. Döndü Azrail'e, peki ya sen ne eylemekli belasın, sen aradan çık, ben Allah Taala ile haberleşeyim dedi.

Deli Dumrul burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Yücelerden yücesin
Kimse bilmez nicesin
Güzel Tanrı
Nice cahiller seni gökte arar yerde ister
Sen bizzat müminlerin gönlündesin
Daim duran cebbar Tanrı
Baki kalan settar Tanrı
Benim canımı alacaksan sen al
Azraile almağa bırakma



dedi. Allah Taala'ya Deli Dumrul'un burada sözü hoş geldi. Azrail'e nida eyledi 40 ki madem deli kavat benim birliğimi bildi, birliğime şükür kıldı, ya Azrail,Deli Dumrul can yerine can bulsun, onun canı azat olsun der.

Azrail der: Bre Deli Dumrul Allah Taala' nın emri böyle oldu ki Deli Dumrul canı yerine can bulsun, onun canı azat olsun dedi.

Deli Dumrul der: Ben nasıl can bulayım, yalnız, bir ihtiyar babam, bir ihtiyar anam var, gel gelelim. ikisinden biri belki canını verir, al, benim canımı bırak dedi.

Deli Dumrul sürdü babasının yanına geldi.
Babasının elini öpüp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :

Ak sakallı aziz izzetli canım baba
Biliyor musun neler oldu
Küfür söz söyledim
Hak Taalaya hoş gelmedi
Gök üzerinde al kanatlı Azdaile emreyledi
Uçup geldi
Benim akça göğsümü bastırıp kondu
Hırıldatıp tatlı canımı alır oldu
Baba senden can dilerim verir misin
Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın

Babası der:

Oğul oğul ay oğul
Canımın parçası oğul
Doğduğunda dokuz erkek deve kestiğim aslan oğul
Penceresi altın otağımın kabzası oğul
Kaza benzer kızımın gelinimin çiçeği oğul
Karşı yatan kara dağım gerek ise
Söyle gelsin Azrailin yaylası olsun
Soğuk soğuk pınarlarım gerek ise
Ona içme olsun
Tavla tavla koç atlarım gerek ise
Ona binek olsun
Katar katar develerim gerek ise
Ona yük taşıyıcı olsun
Ağıllarda akça koyunum gerek ise
Kara mutfak altında onun şöleni olsun
Altın gümüş para gerek ise
Ona harçlık olsun
Dünya tatlı can aziz
Canımı kıyamam belli bil
Benden aziz benden sevgili anandır
Oğul anana var

dedi. Deli Dumrul babasından yüz bulmayıp sürdü anasına geldi. Der:

Ana biliyor musun neler oldu
Gök yüzünden al kanatlı Azrail uçup geldi
Benim akça göğsümü bastırıp kondu
Hırıldatıp canımı alır oldu
Babamdan can diledim ana vermedi
Senden can dilerim ana
Canını bana verir misin
Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın
Acı tırnak ak yüzüne çalar mısın
Kargı gibi kara saçını yolar mısın ana

dedi. Anası burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş : Anası der:

Oğul oğul ay oğul
Dokuz ay dar karnımda taşıdığım oğul
On ay diyince dünya yüzüne getirdiğim oğul1
Dolma beşiklerle belediğim oğul
Dolu dolu ak sütümü emzirdiğim oğul
Akça burçlu hisarlarda tutulaydın oğul
Pis dinli kafir elinde esir olaydın oğul
Altın akçe gücüne dayanarak seni kurtaraydım oğul
Yaman yere varmışsın varamam
Dünya tatlı can aziz
Cınımı kıyamam belli bil


dedi, anası da canını vermedi. Böyle diyince Azrail geldi Deli Dumrul'un canını almağa. Deli Dumrul der:

Bre Azrail aman
Tanrının birliğine yoktur güman

Azrail der: Bre deli kavat daha ne aman diliyorsun, ak sakallı babanın yanına vardın can vermedi, ak bürçekli ananın yanına vardın can vermedi, daha kim verecek dedi. Deli Dumrul der: Hasretlim vardır, buluşayım dedi. Azrail der: Bre deli hasretlin kimdir? Der: El kızı helallim var, ondan benim iki oğlancığım var, emanetim var, ısmarlayacağım onlara, ondan sonra benim canımı alasın dedi.

Sürdü helallisinin yanına geldi, der:

Biliyor musun neler oldu
Gök yüzünden al kanatlı Azrail uçup geldi.
Benim beyaz göğsümü bastırıp kondu
Benim tatlı canımı alır oldu
Babama ver dedim can vermedi
Anama vardım can vermedi
Dünya şirin can tatlı dediler
Şimdi
Yüksek yüksek kara dağlarım sana yaylak olsun
Soğuk soğuk sularım sana içme olsun
Tavla tavla -koç -atlarım 'sana binek olsun
Penceresi altın otağım sana gölge olsun
Katar katar develerim sana yük taşıyıcı olsun
Ağıllarda beyaz koyunum sana şölen olsun
Gözün kimi tutarsa
Gönlün kimi severse
Sen ona var
iki oğlancığı öksüz koyma

dedi. Kadın burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş:

Der:



Ne diyorsun ne söylüyorsun
Göz açıp da gördüğüm
Gönül verip sevdiğim
Koç yiğidim şah yiğidim
Tatlı damak verip öpüştüğüm
Bir yastıkta baş koyup emiştiğim
Karşı yatan kara dağları
Senden sonra ben neylerim
Yaylar olsam benim mezarım olsun
Soğuk soğuk sularını
içer olsam benim kanım olsun
Altın akçeni harcar olsam benim kefenim olsun
Tavla tavla koç atını
Biner olsam benim tabutum olsun
Senden sonra bir yiğidi
Sevip varsam beraber yatsam
Alaca yılan olup beni soksun
Senin o namert anan baban
Bir canda ne var ki sana kıyamamışlar
Arz şahit olsun sekizinci kat gök şahit olsun
Yer şahit olsun gök şahit olsun
Kadir Tanrı şahit olsun
Benim canım senin canına kurban olsun



dedi, razı oldu.

Azrail hatunun canını almağa geldi, insan oğlunun ejderhası eşine kıyamadı. Allah Taala'ya burada yalvarmış, görelim nasıl yalvarmış:

Der:



Yücelerden yücesin
Kimse bilmez nicesin
Güzel Tanrı
Çok cahiller seni gökte arar yerde ister
Sen bizzat müminlerin gönlündesin
Daim duran cebbar Tanrı
Ulu yollar üzerine
İmaretler yapayım senin için
Aç görsem donatayım senin için
Alırsan ikimizin canını beraber al
Bırakırsan ikimizin canını beraber bırak
Keremi çok kadir Tanrı


dedi. Hak Taala'ya Deli Dumrul'un sözü hoş geldi. Azrail'e emreyledi:
Deli Dumrul'un babasının anasının canını al, o iki helalliye yüz kırk yıl ömür verdim dedi. Azrail de babasının anasının derhal canını aldı. Deli Dumrul yüz kırk yıl daha eşi ile ömür sürdü.

Dedem Korkut gelip destan söyledi deyiş dedi. Bu destan Deli Dumrul'un olsun, benden sonra alp ozanlar söylesin, alnı açık cömert erenler dinlesin dedi.

Dua edeyim hanım: Yerli kara dağların yıkılmasın. Gölgeli koca ağacın kesilmesin. Taşkın akan güzel suyun kurumasın. Kadir Tanrı seni namerde muhtaç etmesin. Ak alnında beş kelime dua kıldık, olsun kabul. Derlesin toplasın günahınızı adı güzel Muhammed'e bağışlasın hanım hey!....

********************************************************************

O BENDİ ASLINDA (*)

Yaşamak mı zor yoksa şiir yazmak mı

  Görmek mi gerek dünyayı yoksa bakmak mı

    Gitmek mi zor kalmak mı

       Yoksa

         Yoksa

           O yoksa yaşamak mı ?

İnsandı O;her şeysiz,çırılçıplak yalnızlığında

                           Tek başına

Elleri küçücüktü O'nun

Gözleri büyüktü,o her şeyi gören rengarenk

Bazen kara çiçeğim olurdu

Bazen de sarı bir çiçek gönül bahçemde.

Kadındı O;gerdansız,kalçasız bir kadın !

Kadındı O;tapıncım,idolüm,Afrodit'im.

Kadındı O;yalnız benim Aspasia'm.

O bir katarın yük vagonu gibi dolu,

O bir okyanus gibi derin ve duru,

Akvaryumdaki balık gibi sessiz ve ürkek,

Kaktüs gibi dikenliydi bazen.

Piton kadar güçlü,katır kadar inatçı,

Akrep kadar tehlikeliydi aynı zamanda.

O bir taş kadar sert

    Bir gonca kadar da yumuşacıktı .

Pamuk gibi,kadife gibi yumuşacıktı O.

O tehlikedeydi.

Tehlikedeki kadındı O.

Tehlikedeki kadın tehlikelidir aynı zamanda.

Olsun,

O benim canımdı.

O kadın benimdi velhasıl...

Dar gelen şehrin keşmekeşliğinde bunalmadan

Caddeler Boyu yol aldık önce kolkola aldırmadan

Bir poliüretan gönderdik en markalısından

                                       En cafcaflısından

                                       Mutfağa

Ardından oturma gruplarını seyreyledik

Özgün bir desen bulup onları da gönderdik

                                        Oturmaya

Sonra Pierre Cardin'e girip soyunduk

                                         Baştan ayağa

Cicilerimizi kuşanırken boy aynasında.

Paşabahçe'nin kristalleri,kadehleri derken

  Daldık kasaba,manava gün bitmeden

     Zavallı taksici amadeydi emrimize...

Akşam oldu çağırdık misafirlerimizi

                    Koyulduk muhabbetimize

                    Fasıl şahane

                    Yıldızlandı gece

                     Ve içtik elinden kahve

                     Bilirsin kahve bahane

İpini toplarken gecenin o giz uçurtmasının

  Uzaklardan sesi duyulurken hocanın

     Kollarımda uyuyordu başın

        Büyüktü aşkım ve aşkın...

Ya gözyaşlarım ?

İçime sinmiş bir küf ve rutubet kokusu

  Yarısı karanlık

     Yarısı aydınlık

        Her şey karmakarışık

           Dudaklarındaki kızılcık

             Ve buğday ambarındaki dun yaratık...

Düşünüyorum

  Düşünüyorum da

     Gitmek mi zor kalmak mı

        Yoksa

          Yoksa

            O yoksa yaşamak mı ?

AyHan ALEMDAR

Eylül 1996

(*)Bu şiir Nilgün ALEMDAR'a ithaf edilmiştir.

BİRİSİ

 

BİRİSİ

 

 

Çırpınırdı taze yüreği insan gibi

  oysa birileri...

Sanırsınız ki sınıfsız bir sınıftandı

  ne anasını

    ne de babasını

      kendisi atamamıştı ki !

Tıpkı dinini sormadıkları gibi

  sorgusuz sualsiz

   bir gün ansızın

     zembilsiz

      anadan üryan

        inivermişti sonradan memleketi olacak yere.

Açmışsın açıkmışsın,kime ne ?

Sanatsız bir toplumun

 ölü denizinde tek başına

   Allahsız bir toplumun

     sahtekar ibadetlerinde yalnız

       bir milyon yıl öncesinin insanı

         usta polemikçi

           demogog ve demirgusa

             sorsalardı yaşamı

              ah bir sorsalardı keşke !

Yerken,içerken ve şeyederken o birileri

  ne yapardı acep bizim ki derseniz şayet

    cevabı gayet basit :Kansızdı bizimkisi !

Gelip geçerdi bir şulesi ömürler

  yanardı kelepçelenmiş zihniyetler

    katledilmiş gençler kurbanlık gibiydiler

      kandan evet kandan dereler

        kurbanlık gibiydi o birisi.

AyHan ALEMDAR

10 Mayıs 1995

EFKARNAME

   

EFKARNAME

Bir parçamız daha koptu,yitiyoruz ağır ağır

  bir arslan daha bin arslan gibi

                            bir arslan daha

   öylece sessiz,öylece nefessiz kalakaldı

     boş bir çuval misali demir parmaklıklar ardında.

Bir ana ağlıyor ,sadece bir anne ama...

-o anaydı elbet adam eden oğlunu-

                 kıydılar ona hiç acımadan.

Beşten bir çıktı mı elde kalır dört.

Hayır ! Beşten ha bir çıkmış ha iki

                            elde kalır beş !

Hem neden çıksın ki beşten bir,

                             hepsi beşibiryerdeydi.

Yaşar evlatlar analarının yüreğinde ölselerde

Yaşar anam,yaşar tüm arslanlar yüreklerinizde.

                    ********************

Peki ya siz,sizler pek sayın beyler

Siz bilir misiniz cezaevinde konaklamayı ?

Nereden bileceksiniz ki ?

Siz,sizler,hepiniz namuslu beyefendilersiniz !

Siz bilir misiniz ekmeğe selam vermeyi ,

Ya ters yüz edilmiş ceket giymeyi ?

Siz hiç devlet dairelerinde süründünüz mü ,

Ya karakollarda dövüldünüz mü ?

Siz hiç ağladınız mı geceler boyu,

Bayramlarda pençeli ayakkabılarınız oldu mu ?

Siz eksik gramajlı bir ekmeğin yanına

Hiç soğan ile tuz kattınız mı ?

Siz bayım,sizi de bir ana mı doğurdu ?

Hayır !Siz insan hakları ,demokrasi sakızı çiğneyip

Dernek,teşkilat,parti adı altında

(...)

Patlayacısa midelerinizi şişirenlersiniz !

Sizler gözleri kör,kulakları sağır sığırlar,

Karılarını peşkeş çeken gavatlar,

Sizler yalaka ve salaklar,

Devleti soyan asalaklar,

Nereden bileceksiniz bunları

Siz hiç insan gibi yaşamadınız ki...




AyHan ALEMDAR

6 Mayıs 1995

Bu sitede yer alan tüm şiir ve yazılar AyHan ALEMDAR'a ait olup;her hakkı, aksi belirtilmediği sürece saklıdır ...

İletişim : 0.532.672 66 97

Elektronik Posta : ayhan.alemdar@hotmail.com

Ben icap ettiği zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canımı vereceğim.

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....